Sadelik en büyük zenginlik…

Sosyal Medyada Paylaş:

İnsanoğlu, yeryüzünde var olmaya başladığı ilk günden itibaren özgürlüğü sade yaşamaya borçluydu… Belki de bunun hiçbir zaman farkında olmadık, taa ki eşyalar bizi hiçbir yere hareket edemez duruma getirene kadar…

Avcı toplayıcı atalarımız en az eşya ile hayatlarını devam ettirirken, kötü hava koşulları ve çeşitli nedenlerle, bazen sadece yeni yerler keşfedebilmek için bir yerden bir yere kolaylıkla göç edebiliyorlardı. Her yer onlara ev, her yeni yer yeni bir yaşamdı… Hayatlarında biriktirmek yoktu. Onları bir yere bağlayan – bağlayacak olan bir şey yoktu…

En güzel yeşillik, en güzel deniz, en güzel mevsim neredeyse oraya doğru yürür, çok sık yer değiştirirlerdi. Özgür ve daha mutlulardı…

Taa ki tarım hayatlarına girene kadar…

Tarımla birlikte biriktirme kültürü başladı. Eşyalar çoğaldı, bir yerden bir yere gitmek zorlaştı ve göçebelikten yerleşik düzene geçişin ilk adımları atıldı. Sonrasında sanayi devrimi, makineleşme, doğadan kopma, insanların sürekli bir şeye sahip olma isteği, bu istekleri karşılayabilmek için sürekli çalışma zorunluluğu, tüketimi tetikleyen teknoloji, bilgi kirliliği, daha çok çalışmak, daha çok yorulmak, daha fazla lüks ile bazı duygular bizden uzaklaşmaya başladı.

Çok katlı sitelerdeki büyük evlerimizde daha mutsuzduk artık ve özgür değildik atalarımız gibi. Hayat kolaylaştırır sandığımız teknoloji, bazı ürünleri ile bizi, düşüncelerimizi, yaratıcılığımızı çoktan esir almıştı bile…Hepimiz teknolojinin, tüketim çılgınlığının kurbanları modern kölelerdik…

Şimdi…

Artık çoğumuz, sadeliğin en büyük lüks olduğunun farkındayız. Nicelikten niteliğe evrilen yaşam anlayışımız ile; doğanın içinde, temel ihtiyaçlarımızı alıştığımız konforda karşılayacak, varoluşun içinde daha anlamlı hissetmemizi sağlayacak yaşam alanları arayışına girdik hepimiz…

İstediğin yerde, istediğin büyüklükte, alıştığın konforu koruyarak yaşayabileceğin, istediğin zaman yer değiştirip farklı yerler deneyimleyebilmene imkân sağlayacak, istersen herkesle bir arada, istersen herkesten uzak sessiz ve sakin, sade ama zengin bir yaşam mekânı…

Seni yormayan, aksine kendinle daha fazla vakit geçirme fırsatı bulacağın, alıştığın birçok lüksü kendi sadeliği içinde sana sunan, gerçek özgürlüğü deneyimleyebileceğin en güzel yaşam alanı…

Ev konforunda ama asla ev gibi seni yormayan, daha çok okumanı, daha çok düşünmeni, daha çok müzik dinlemeni, daha çok dans edip eğlenmeni, spor yapmanı, bazen sadece boş boş oturmanı, daha çok uyumanı ve elbette daha çok mutlu hissetmeni sağlayacak doğanın içinde bir yaşam…

İhtiyacın olan her şeye sahip, ihtiyacından daha fazlasını içine almayan, en büyük doluluğu boşluk olan konsept küçük evlere, karavanlara olan ilgimiz ve talebimiz arttı.

Galiba özüne dönüyor insanoğlu…

Doğaya olan tutkumuz, özlemimiz, sevdiklerimizle sağlıklı bir şekilde bir arada olmanın gerçek zenginlik olduğunu kavrayan farkındalığımız ile yaşadığımız mekanları da sadeleştirmeye, bizi yoran her şeyden uzaklaşmaya başladık.

Özgür yaşamlarımızın sade evleri bize çok iyi gelecek…

Çünkü sadelik; en büyük zenginlik…

Diğer Yazılar

Doğaya dönüşle muhteşem dönüşüm…

İnsanoğlu özüne dönüyor ve bu dönüş, muhteşem bir dönüşümün de başlangıcı aslında… Teknolojiye her geçen gün daha bağımlı hale gelerek yalnızlaşan, sosyalleşmeyi AVM’lerde gezmek olarak