Kaynağı doğa olan tedavi yöntemi “Ekoterapi”

Sosyal Medyada Paylaş:

Doğayla iç içe olmanın kişilerin psikolojik sağlığı üzerindeki olumlu etkileri, çok eski zamanlardan beri bilinen bir gerçek. Doğanın aynı zamanda; kan basıncı ve kalp atış hızını düşürme, stres hormonlarını azaltma, gerginliği ortadan kaldırma gibi etkileri de tespit edildiğinden beri Ekoterapi, çok daha fazla hekim ve kişi tarafından ciddiye alınmaya başladı.

İnsanı içinde bulunduğu sistemle birlikte değerlendiren ve doğayı bu sistemin bir parçası olarak gören Ekopsikoloji; insanoğlunun tabiatla olan ilişkisinin var oluşa dayandığını, kişilerin yanlış bağlantılarla özünden uzaklaşarak doğadan koptuğunu ve bunun da beraberinde birçok sorunu getirdiğini öne sürüyor. Çözüm ise; doğa ile yeniden bağlantıya geçmek.

Doğa terapisi, yeşil terapi veya toprak merkezli terapi olarak da bilinen uygulamalar bütünü olan Ekoterapi; stresi azaltıp kişinin dengede olmasını sağlarken, endişeyi azaltıp, tansiyon ve kalp hastalarının iyileşmesinde de olumlu etkiler sağladığı tespit edilen bir yöntem. Üstelik, yapılan birçok araştırma bu olumlu sonuçları doğruluyor.

Doğa ile iç içe olmak, insan sağlığına sağladığı olumlu etkilerin yanında, aynı zamanda kişilerin üretkenlik ve akademik başarılarını da arttırıyor. Bu olumlu etkilerin tespit edilmesinin ardından Avrupa’ da sayıları her geçen gün hızla artan orman okullarında çocuklar, tabiatla iç içe vakit geçirip doğal çevreyi gözlemliyor. 5 duyunun da uyarıldığı, farkındalığın arttığı bu deneyimin çocuklar üzerinde birçok olumlu etkisi var. Son yıllarda ülkemizde de benzer y-uygulamalar ile çocukların doğa içinde daha fazla zaman geçirmesi sağlanıyor.

Ekoterapi için illaki bir uzmana ya da rehbere veya mutlaka şehir dışına çıkmaya gerek yok elbette.  Konunun özünde tabiatta daha fazla vakit geçirmek ve duyularımızı açarak doğanın döngüsünün farkında olmak var.

Açık havada spor yapmak, koşmak, toprak zemine basmak, bir derinin akışını dinlemek, denizi izlemek, bisiklete binmek… Daha yüzlercesi…

Tabiat ana ile olan bağları hepimizden fazla olan Kızılderililerin sözleri ile bitirelim yazımızı:

“Koruyucu taşı selamladın mı? Çünkü her şey senin parçan; her şey canlı. İçeri girerken selam verdin mi çiçeklere? Duydun mu evin önünde öten kuşları? Teşekkür ettin mi uyandığında, sana armağan olarak verilen yeni güne? Yoksa teşekkür etmemeyi, kuşun ötüşünü duymamayı, çiçekleri görmemeyi mi yeğledin.”

 

“Her şeyle konuş; çünkü her şeyin canı vardır. Her şeyde bir ağabey, bir kardeş bul. Her şey birdir; her şey canlıdır.”

Diğer Yazılar

Doğaya dönüşle muhteşem dönüşüm…

İnsanoğlu özüne dönüyor ve bu dönüş, muhteşem bir dönüşümün de başlangıcı aslında… Teknolojiye her geçen gün daha bağımlı hale gelerek yalnızlaşan, sosyalleşmeyi AVM’lerde gezmek olarak

Sadelik en büyük zenginlik…

İnsanoğlu, yeryüzünde var olmaya başladığı ilk günden itibaren özgürlüğü sade yaşamaya borçluydu… Belki de bunun hiçbir zaman farkında olmadık, taa ki eşyalar bizi hiçbir yere